Resort Academy

Thursday
Sep 09th
Yazı Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Küresel Turizmde Yenilikçi Olmak  Bir Acayip Zor Yarış

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
   

 ABD’de bir araya gelen ve fütüristlerden oluşan bir grup turizm uzmanı, küresel turizmin geleceğini tartıştılar ve ilginç tespitlerde bulundular:

 

Ohio’da bir üniversitede bir araya gelen ve turizm sektörünün her alanından oluşan turizm uzmanlarının geniş katılımıyla bir açıklama yapan çalışma grubu, küresel turizmin geleceği ile ilgili kimi ipuçları verdi.

Güncel bilimsel verileri, istatistikleri ve trendleri, hayal güçleriyle birleştiren uzmanların sonuç olarak ortaya koydukları, herkesi şaşırttı.

Ünlü yazar William Gibson’un dediği gibi: “Gelecek aslında geldi, sadece eşit olarak dağıtılmadı” düşüncesini doğrulayan bir sonuç çıktı toplantıdan – Jules Verne veya Orson Wells günümüzde yaşasalardı, küresel turizmle ilgili zaten var olandan daha fütürist bir “gelecek senaryosu” yazamazlardı – Çılgın bir turizm çağı yaşıyoruz.

9/11 faciasından sonra değişmeye yüz tutan küresel turizm hareketi, internetin yaygınlaşmasıyla beraber iyice çalkalandı ve ekstremlerden oluşan bir tablo sergilemeye başladı: Çok pahalı - çok ucuz, çok lüks - çok sade, vs.

Tüketiciyi LCC havayollarıyla buluşturan internet, aynı tüketiciyi pek yakında otellerle, transfer yapan şirketlerle ve online sigorta poliçeleriyle de buluşturacak. Bu dörtgende acente ve tur operatörü nereye sıkışacak? Yoksa, aracı, simsar veya komisyoncu damgası mı yiyecek?

Adım-adım ilerlersek, ilk durağımız, tüketicinin tatil yapmaya karar vermesidir. Reklâm dünyası bu konuda yeterince aktif: Filmlerde, dizilerde, TV’de, dergilerde ve gazetelerde güneş, kumsal, egzotik ortamlar, yiyecekler ve “bikinili güzeller” her zaman “iş yapar”.

20 yıl sonrası bile, insanların zihninde bir solaryum, bir yüzme havuzu veya suni karla yapılmış – suni bir kar pisti, asla gerçeğiyle kıyaslanmıyor.

Yoğun hayat temposundan kurtulmak için bu tür “fast food” tarzı stresten kurtulma tripleri veya “one night stand” tarzı suni ve kısa kaçamaklar, bir yere kadar: İnsanların farklı ortamlarda tatil yapma ihtiyacı, her zamankinden büyük olacak.

Sıra destinasyon seçmeye gelince, karşımıza en önemli faktör olarak ulaşım çıkıyor, özellikle hava taşımacılığı. Mesafelerin, algılama açısından kısaldığı bir gerçek. Hava yolcu taşımacılığında bir kutuplaşma görülecek. İleride 3 sınıf uçak seyahati seçeneği kalacak:

1. LCC, yani hayli ucuz, bütün ekstralar ücrete tabii, internetten kolay ulaşılır, her tür mesafeye uygun.
2. Business Class, pahalı, lüks, sadece orta ve kısa mesafede uçuluyor, internetten kolay ulaşılır.
3. Luxury Class, çok pahalı, çok lüks, her tür mesafeye uygun, internet erişimi zor, belki kulüp üyeliği gerektirir.

LCC’lerde fiyatlar daha da düşebilir, henüz taban yapmadılar: LCC şirketleri uçaklarda ekstra satışlar yapmaya başlayacaklar, düdüklü tencereden devre mülk’e, sigorta poliçesinden beyaz eşyaya kadar, her şey satılabilir. Satış yapacak şirketin bir ABD – Avrupa uçuşu boyunca tüketicilere yeterince baskı uygulama vakti (saatlerce) var, müşteri nereye kaçsın?  Almanya’da yıllardır uygulanan “Butterfahrt” adıyla yapılan ve yolculara organize bir satış senaryosu yapılmış, 1 Euro’ya tam günlük otobüs turları satan şirketler, LCC’cilerden bu amaç için uçak veya uçuş seferleri kiralama yollarına koyuldu bile.

Business Class uçaklarında en göze çarpan yenilik ise, yolculara tam donanımlı bir ofisin bütün olanaklarını sunmaları olacak: İnternet, telefon, sekreterlik hizmetleri, görüntülü telefonlar, bilgisayar, printer ve faksı saymıyoruz bile. Ne var ki, bu tür uçuşlar yalnızca kısa ve orta mesafeli uçuşlarda sunulacak.

Luxury Class sınıf ise, bu satışlara ihtiyaç duymayacak. Biletten yeterince kazanacaklar ama rekabet edebilmek için, hayli yenilikçi olmaları gerekiyor: Masajlı koltuklar, çocuklara oyun odası ve dadı, havada rulet masası, çift kişilik geniş yatak, duşlar, kuru temizleme servisi ve kişiye özel Consierge servisleri zaten kimi şirketlerde uygulanmaya başlandı bile. Kendilerine “Mixologists” unvanı verilen kişiler, uçakları en lüks otellerle, lokantalarla ve diğer lüks mekânlarla rekabet edebilir hale getirmek için, yolcuları karma hizmetlerle donatıp, uçak yolculuğu yaptıklarını unutturacaklar.

Bilet tamam. Sıra limana gitmekte ise, kolay çözüm görünmüyor. İngiltere’nin Heaşrow havalimanı gibi, diğer limanlarda yakında sadece şehir merkezlerine değil, otel yoğunlukların bulunduğu bölgelere de raylı sistemler kuracağa benziyor. Düşünün ki, Antalya havalimanından Side, Alanya veya Kemer’e günün her saati raylı hafif trenler mekik dokuyacak. Elbette biraz pahalı olacak: Kilometreye bölündüğünde, dünyanın en pahalı tren yolculuğu, şehir merkezinden, Heaşrow havalimanına giden yolculuk: 22 Sterlin. Benzer pahalılığı, bir tek Pudong havalimanı ile Şanghay şehir merkezi arasında sefer yapan manyetik raylı tren gösteriyor.

Bu ara, havalimanlarındaki sıkı kontrollerden gelecekte de kurtulamıyoruz. Kontrol imkânları geliştikçe, kontrollerden kaçma imkânları da gelişiyor ve zaten başlamış olan trend devam ediyor: Yüksek topuklu, modaya uygun, kürklü, smokinli, altın kemerli, havalimanlarında yaşanan moda gösterileri eski filmlerde kalacak. Kontrollerden dolayı kot pantolon ve sade tişört “in” olacak.

İş otel seçmeye gelince, işler biraz karışıyor; Ülkelere göre ayrı “yıldızlama” kriterleri olmasa, daha kolay olurdu. Ne var ki, özellikle 3üncü dünya ülkelerinde otel sahibi olan büyük sermaye gurupları, hükümetlerine “yıldız dağıtma” konusunda baskı yapabilecek. Yani, 20 sonrası bile oteller için bir “kıtalararası yıldız değerlendirme” kurumu olmayacak.

Sorun şu: Tüketici, otel broşürlerinin ve web sayfalarının gösterdikleri, tek yanlı ve “reklam kokuyor” kabul ediyor, maalesef, acentelerin ve tur operatörlerinin kataloglarını da öyle. Kim “malım kötü” der? Peki, en tarafsız resim ve bilgiler nerede? Tripadvisor veya Hotelcheck mi? Hayır, bu sitelerin otelciler tarafından bizzat manipüle edilmedikleri ne malum? Neticede, onlar birer ticari işletme.

Muhtemelen şöyle bir uygulama göreceğiz: Otelini, internetten 24 saat izle. Yani, sürekli webcam yayını ve otelde o an kalan müşteriden, doğrudan ve canlı yayında bilgi alma çağı.

Nitekim şimdiden birçok lüks lokanta, müşterilerinin masasında bir ekran ve küçük bir klavye bulunduruyor (şu an İtalya’da çok moda). Müşteri ekranda, sipariş edeceği mönünün video kaydını ve mutfakta yapılış tarzını görebiliyor ve ona göre sipariş verip, kendi yemeğinin yapılışını izliyor.

Aynı sistemi otellere uygulayabiliriz, Almanya’daki bir potansiyel turist, Ela Quality Resort – Belek’te kalan ve razı olan bir turiste, ister akşam yemeğinde, ister lobide bir kahve içerken ister yüzme havuzunun kenarında olsun (can sıkıntısından veya meraktan), “merhaba, iyi tatiller. Oteli beğendiniz mi?” diye enteraktif bir ekrandan sorabilir.

Bu sistem elbette sadece lüks otellerde uygulanabilir. Şehir gezileri ve iş seyahati yapan turistlerde karar vermeli: Çok pahalı ve çok lüks veya ucuz ama çok küçük. Dediğimiz gibi – çok küçük. Yani çok sade otel kalmayacak. İnsanlar bilinçleniyor ve kanunlarda arkasında duruyor. Sağlıksız, kirli, “ne idüğü belirsiz” oteller kalmayacak. Ucuz ve küçük dediğimiz oteller, gerçekten de çok küçük olacaklar. Ortalama 15$ (Bugünkü alım gücü) fiyatı tutabilmeleri için, mümkün olan en kısa alana, mümkün olan en çok sayıda oda yerleştirmek gerekecek. Tuvaletteki havlu bile ekstra sayılacak. Temiz ve küçük olacaklar. Başka bir değişle, “yanında lavabosu olan uyku kabinlerine” benzeyecekler. Bugünlerde bu tarz “Capsule Hotels” Tokyo’da inanılmaz popüler.

Ama lüks olsun diyorsanız, gerçekten de lüks olacaklar: Hilton Sydney’de olduğu gibi, bir “Baş Butler” (banyonuzu sizin için özel hazırlayan hizmetçi), Londra’daki Dorchester otelinde olduğu gibi, “bir e-Butler” (özel ofis ve otel sekreteri), ABD/Vancouver’da Optus otelinde olduğu gibi, kişisel oksijen tüpleriniz (dağ havası kokulu oksijen revaçta), New York’ta Dream otelinde olduğu gibi, her odada bir i-Pod (şehir, ören yerleri, navigasyon sistemi ve alış veriş imkânlarının yüklü olduğu bir programla elbette), Paris’de Sofitel oteli veya Antalya’da Hillside Su otelindeki gibi, her odada kişisel aydınlatma renk ve tercihleri, yakında lüks otellerde “sıradan” sayılacak.

Ufak detayları atlamayalım: Çin/Kowloon’da Langham Palace otelinde olduğu gibi, oda içinde, laptop’unuzun rahat sığabileceği bir safe (kasa içinde, laptop’unuzu bağlayabileceğiniz elektrik ve internet bağlantısı bile var), her beş yıldızlı otelde bulunacak.

Ailesiyle tipik bir sahil otelinde tatil yapmak isteyenler her zaman olacak. Bu tür tipik “her şey dâhil” otellere yıldızlar, bildiğimiz kriterle göre dağıtılmayacak ve bu tür otellere “sıra beklemeli açık büfe” imkanları olduğu müddetçe, 5 yıldız verilmeyecek. Havuzdaki su kaydıraklarının sayısı, büfe önündeki (Rush Hour saatindeki) kuyruğun kısalığı ve animasyon ekibinin akşam saatlerindeki gürültü seviyesine göre yıldızlar verilecek. Diğer kriterler zaten birbirinin kopyası oluyor.

Gelecekte “nereye gitmeli” sorusunda radikal değişiklikler beklenmiyor. Tur operatörlerine, acentelere ve otellere kalsa, müşteri otelinden hiç çıkmasın, böylece hep “elinin altında” olur ve turistin hata yapması veya başkasının turiste hata yapması engellenmiş olur. Turist, tur operatörünü daha az sıklıkla mahkemeye verir. İllaki “dışarı” çıkacaksa, acentesiyle tur yapsın, iyisi mi, alışveriş turu.

Ama gelecekteki turist böyle düşünmüyor: Kültür ve bilgi akımı olsun istiyor. Bunu iyi değerlendiren UNESCO, UNİCEF, WWF, AI gibi sosyal kuruluşlar, turistleri “gitmişken, yardım et” baskısına maruz bırakacaklar. Özellikle zenginler arasında yaygınlaşacak “Super Break” tarzı tatiller (2 veya 3 günlüğüne uzaktaki çok egzotik ve çok lüks tatil yeri) buna biçilmiş kaftan.

“Dağ Peygambere gitmiyorsa, Peygamber dağa gider” diye düşünen uzmanların sayısı az değil. Onlara göre yakın zamanda dünya dinlerinin liderleri stratejilerini değiştirecek ve insanları dini mabet veya örneğin kiliseye çekmektense, kiliseyi evlerine götürecekler.

Kısaca, dini amaçlı tatil ve seyahatler azalacak.

Tersini savunanlar da var: Özellikle savaşların ve (küresel ısınmadan dolayı-) büyük doğal afetlerin sayısı artmaya devam ederse, insanlar tekrar sığınacak bir yuva arayacaklar.

Uzmanlara göre, Seyahat eden gençlerin oranı azalacak, turizm sektörünü daha çok orta ve üst yaş grubu (40-60) insanlar şekillendirecek. Tek seyahat edenlerin sayısı, çiftlerden çok daha fazla olacak.

“Tatilini yap ve mesleğini geliştir” tarzı tatiller de yaygınlaşacağa benziyor. Vacation yerine “Vocation” denilen bu tarz tatiller, özellikle hizmet sektörü (sigortacılık, bankacılık, vs.) patronları tarafından çabuk benimsenecek.

Hindistan ve Çin gibi ülkeler, dünyaya çok daha fazla turist gönderecek. 2020 yılında, dünyadaki her 5 turistin biri Çinli, her 3 turistin biri Uzakdoğulu olacak.

Özellikle yeni Çin kültürü dünyaya damgasını vuracak. Zira Çin toplumu çok dinamik ve “kıpır-kıpır” bir kitle: 2003 yılında, yerli ve yabancı insanlardan oluşan ve Çin içinde uzun seyahate çıkanların sayısı, 800 milyon. Dünyanın geri kalanında uzun seyahate çıkanların sayısı, 800 milyon.

Kopyalanması beklenen kimi detay yenilikler şunlar olabilir:

    * Vocation Vakations acentesi, müşterilerine tatillerinde başka meslekler deneme imkanı veriyor.
    * W Hotels işletmelerindeki “ne zaman, Ne istersen” resepsiyonları
    * Kimi Hilton otellerindeki “yastık seçme mönüleri”
    * Virgin Atlantic havayollarındaki, uçak içinde bulunan çift kişilik yataklar
    * Washington Hamilton Crowne Plaza otelindeki “Bayanlara mahsus” otel katı
    * Emirates havayollar 1nci sınıfta bulunan ve gece gökyüzünü aydınlatan spotlar
    * Chicago Monaro otelindeki, kiralık akvaryum uygulaması
    * A’dan B noktasına gitmek için mümkün olan en uzun yolu seçen “Retro turizm”
    * Deneysel turizm laboratuarları (gerçekten ABD’de var!)
    * Uzay turizmi 

Sizin de gördüğünüz gibi, 20 yıl sonra yaygın olacaklar, zaten şimdiden var. Öyleyse, yazının başındaki satırları hatırlayalım:

“Ünlü yazar William Gibson’un dediği gibi: “Gelecek aslında geldi, sadece eşit olarak dağıtılmadı” düşüncesini doğrulayan bir sonuç çıktı toplantıdan – Jules Verne veya Orson Wells günümüzde yaşasalardı, küresel turizmle ilgili zaten var olandan daha fütürist bir “gelecek senaryosu” yazamazlardı

– Çılgın bir turizm çağı yaşıyoruz.”

Son Güncelleme ( Cumartesi, 12 Nisan 2008 10:13 )  

Konaklama Endüstrisi


Konaklama sektöründe yer alan herkesin bilmesi gereken bazı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Ne Aradığınızı Biliyoruz :

Bu sistemde Temel Otelcilik bilgileri dışında aradığınız pek bilgiye sahip olabileceksiniz :

Kalite Yönetim Sistemleri,
  • Kalite Yönetimi Sistemi
  • Gıda Güvenliği Yönetimi Sistemi
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi
  • Çevre Yönetim Sistemi 

İnsan Kaynakları Yönetimi
İş Yönetimi,
CRM - Misafir İlişkileri Yönetimi
Kişisel Gelişim ve çok daha fazlası...

Bu Haberi Dostlarınızla Paylaşın...

Facebook MySpace Twitter Google Bookmarks RSS Feed 

SICAK GÜNDEM

 

Kişisel Gelişim Dosyaları

    Liderlik     Not tutma     Etkin Okum...

 

Maliyet Yönetimi

Konaklama İşletmelerinde Maliyetler ile ilgili sayfalarımıza buradan ulaşabilirsiniz...

 

Bütçeleme ve Denetim Teknikleri